
Adatepe köyü yüksek duvarların ardına gizlenmeye çalışan taş evleri ve serin gölgeli sokaklarıyla Kazdağlarının eteklerinde geçmişten kalma bir fotoğraf gibidir. Koruma altına alındıktan sonra eski ihtişamlı günlerine geri dönme savaşı vermektedir. İki yaşlı çınarın hükmettiği köy meydanı köyün gerçek kalbidir. Okula giden çocuklar, pazara inen köylüler, zeytin toplamaya giden kadınlar, köyün ziyaretçileri burada soluklanmadan geçemezler.
Köy mezarlığının binbir yeşilli selvilerini ardınızda bırakıp Zeus'un ilk görüşte Afrodit'e aşık olduğu ve tarihi Troya savaşlarını izlediği Zeus Sunağının bulunduğu tepeye çıktığınızda önünüze bakmaya doyulmayan bir manzara çıkıverir; kıyısındaki köylerden dört mevsim dumanlar yükselen Edremit körfezi, Ayvalık civarındaki adalar ve bütün baştan çıkarıcılığıyla Midilli. Dağlardan gelen yaban mersinlerinin, keçiboynuzlarının, taze limon kekiklerinin ve adaçayının kokusu Ege’den gelen meltemle harmanlanır.
Buradan bakıldığında zeytinlikler uçsuz bucaksızmış gibi gelir insana.Gerçekten de son yıllarda her ne kadar tatil evleri yapmak için kooperatifler tarafından barbarca yağmalansa da dünyanın belki de en eski zeytinlikleri en doğal haliyle hala bu bölgededir. Zeytin ağaçları kıymetini yeterince takdir etmeyen insanoğluna o basit fakat kutsal meyvesini binlerce yıldan beri sunmaktan geri durmaz.
