9 Ocak 2012 Pazartesi

Adatepe Köyü


Adatepe köyü yüksek duvarların ardına gizlenmeye çalışan taş evleri ve serin gölgeli sokaklarıyla Kazdağlarının eteklerinde geçmişten kalma bir fotoğraf gibidir. Koruma altına alındıktan sonra eski ihtişamlı günlerine geri dönme savaşı vermektedir. İki yaşlı çınarın hükmettiği köy meydanı köyün gerçek kalbidir. Okula giden çocuklar, pazara inen köylüler, zeytin toplamaya giden kadınlar, köyün ziyaretçileri burada soluklanmadan geçemezler.

Köy mezarlığının binbir yeşilli selvilerini ardınızda bırakıp Zeus'un ilk görüşte Afrodit'e aşık olduğu ve tarihi Troya savaşlarını izlediği Zeus Sunağının bulunduğu tepeye çıktığınızda önünüze bakmaya doyulmayan bir manzara çıkıverir; kıyısındaki köylerden dört mevsim dumanlar yükselen Edremit körfezi, Ayvalık civarındaki adalar ve bütün baştan çıkarıcılığıyla Midilli. Dağlardan gelen yaban mersinlerinin, keçiboynuzlarının, taze limon kekiklerinin ve adaçayının kokusu Ege’den gelen meltemle harmanlanır.

Buradan bakıldığında zeytinlikler uçsuz bucaksızmış gibi gelir insana.Gerçekten de son yıllarda her ne kadar tatil evleri yapmak için kooperatifler tarafından barbarca yağmalansa da dünyanın belki de en eski zeytinlikleri en doğal haliyle hala bu bölgededir. Zeytin ağaçları kıymetini yeterince takdir etmeyen insanoğluna o basit fakat kutsal meyvesini binlerce yıldan beri sunmaktan geri durmaz.

Refika'nın Öyküsü


Adatepe Köyünde 19 yüzyıl sonu ve 20.yüzyıl başında 'Refika' takma adıyla bir Rum güzeli yaşarmış. Köyün Rum ve Türk cemaati arasında çok sevilen Refika hem güzel hem de çok neş'eli bir kızmış. Düğünlerde şarkılar söyler, çok da güzel dans edermiş. Refika'nın güzelliği ve iyilikseverliği Adatepe köyünün yanısıra çevre köylerde de dillere destan olmuş. Özellikle zeytin zamanı Refika'nın çalıştığı tarlalarda köylüler hem zeytin toplar hem de Refika'nın şarkılarını dinlermiş. Düğünlerde mutlaka Refika baş misafir olarak çağrılır ve kendisine şarkı söyletilip, dans ettirilirmiş.

Birinci Dünya savaşına kadar iki cemaat Adatepe köyünde barış içinde birlikte yaşarmış. Ancak Savaş Tüm Anadolu'da olduğu gibi Adatepe köyüne de felaketler getirmiş. Savaşla birlikte Köyün Rum ve Türk cemaatleri arasında önceleri soğukluk daha sonra karşılıklı çatışmalar baş göstermiş. Tüm bu kargaşaya rağmen Refika yine de Türkler arasında sevilmeye devam etmiş ancak ne var ki savaş sonunda Türk ve Yunan hükümetleri arasındaki anlaşma sonucunda Refika da diğer Rumlarla birlikte köyü terk edip, Yunanistan'a yerleşmek zorunda kalmış.

Refika'nın köyden ayrılışı Türkler arasında büyük bir üzüntüye yol açmış. O gittikten sonra bile onun adına türküler yakılmış ve her fırsatta, özellikle düğünlerde onun türküsü okunup, onun adına danslar edilirmiş. Bu gelenek Adatepe köyünde hala devam etmektedir.

Refika'nın efsanevi öyküsünü biz köyün en yaşlısı olup üç sene önce vefat etmiş olan Abdi Amca'dan dinledik. Daha sonra Yunanistan'ın Sakız adasına yerleşmiş olduğu ve Yunanistan'ın ilk güzellik kraliçesi seçildiği yönünde efsaneler anlatılan Refika'nın izini bulabilmek için Sakız adasına yaptığımız bir seyahatte kendisine ait herhangi bir ipucu bulamadık. Ne var ki, tesadüfen bir antikacıda bulduğumuz bir resimdeki kızın güzelliği ve yüzündeki ifade bizi derinden etkiledi. 'Bu kesinlikle Refika olmalı' diyerek resmi alıp köye getirdik. Adatepe'nin yaşlılarına resmin Refika'ya ait olabileceğini söylediğimizde, göz yaşlarını tutamayıp heyecanla ' Evet! Bu o' dediler. Biz de çağlar boyunca insanlar güzellik ve sağlık veren saf ve doğal Adatepe zeytinyağlarının alamet-i farikası olarak Refika'nın resmini etiketimizde ölümsüzleştirmeye karar verdik.

GÜRSAN ASLAN